DOĞAYI KENDİNİZDEN AYIRMAYIN
  • MustafaMızrak
    • Mustafa Mızrak
    • mustafamizrak33@hotmail.com
    • 12 Ocak 2020 - 16:11:51

İnsanın kendi yaşam koşullarının korunması ve iyileştirilmesine yönelik bir dünya tasarımı, geri tepmiş bir şamar gibi yüzünde patlamıştır.

Önemli yaşam koşullarını nasıl denetim altına alacağımızı biliriz, bu demektir ki, dış doğaya yalnızca uyum sağlamak yerine, dış koşullan nasıl kendi gereksinimlerimize uydurabileceğimizi biliriz.” Ancak, dış koşulları kendi gereksinimlerimize uydurabilme becerimiz sayesinde, bugün artık, gitgide insan yaşamını da tehdit eden bir yönelişin içine girilmiştir.

Özellikle hidroelektrik sistemleri termik santraller, barajlar birçok yapılanma yine insan egemenliği için yüksek teknoloji ile üretilmiş savaş araç ve gereçleri doğanın tahribatının boyutlarını daha da üst seviyelere çıkarmıştır. Peki doğa bütün bunlar karşısında sesiz mi kalacak kuşkusuz hayır.Her canlının bir savunma mekanizması vardır ve hep olmuştur.kendisine karşı bir tehlike gördüğünde savunma mekanizmasını devreye

İnsanı doğadan doğayı insandan ayırmak bir canlının aldığı nefesi kesmekten farksızdır. İnsan doğanın ayrılmaz bir parçasıdır. Doğa bütün güzelliğini insana sunarken insan bu güzelliği tahrip etmek için doğaya karşı acımasızca davranıyor. Bu yüzden doğa bütün gücünü devreye sokarak her türlü imkanı ve güzelliği sunduğu insandan intikam almaya başlıyor. İnsan doğada varlık bulan ve yaşamını sürdürebilmesi için de, zorunlu olarak doğayla ilişki içinde olmak durumunda olan bir canlıdır. Bu ilişki, yaşadığı doğa içinde kendi gereksinimlerini karşılamaya dönük bir çabadır. Böylesi bir bakış açısıyla, ister istemez insanı doğal evrimin bir uzantısı olarak görmüş oluruz. Bu yönüyle insan, dış çevreye bağımlıdır ve onun yasalarına boyun eğmek zorundadır.

Doğa özgür kalmadıkça insanın özgür olması mümkün değildir. Ne zamanki insan doğaya hükmetmeye ,doğanın kurallarını kendi elleriyle özgürlüğünü kaybedecek ortamı yaratarak egemenlik altına girmeye başlamıştır.

İnsan doğal yaşam sürecinde doğaya karşı bu kadar tahripkar değildi. Tam tersine barışıktı. Doğanın katledilmesinin en büyük sebebi kapitalizmin vahşice sömürü zihniyetidir.

Bunun sonucu olarak da, teknik güç kullanımı, insanı kendi yarattığı aletlerin birer parçasına dönüştürerek, onu üretimin bir aracı yapmıştır; her şeyi olduğu gibi, onu da metalaştırmıştır.

Aksi halde varlığını sürdüremez. Demek ki buradan çıkan sonuç her varlığın barış içinde yaşayabilmesi için bir diğer varlığın özelliklerini tahrip etmeden kendini sürdürmesi gerekiyor. Yani doğanın dengesini bozdukça aslında insanında dengesi bozulmaktadır.

Doğaya saygı insanın kendisine saygıdır. Doğayı koru ki kendini koruyabilesin. Anlayışı insanın en temel felsefesi olmalıdır ki gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakılsın doğanın dengesi bozulmadan varlığını koruyabilirse toplumda kendi dengesini bozmadan varlığını devam ettirebilecektir.

 

 

  • Etiketler
  • Yorumla
Reklam alanıdır
ÖNE ÇIKANLAR
    Üye Girişi
    • Kullanıcı Adınız
    • Şifreniz