KAYGILANMAYIN
  • MustafaMızrak
    • Mustafa Mızrak
    • mustafamizrak33@hotmail.com
    • 17 Ocak 2020 - 17:59:39

“Yeryüzünde kendinize hazineler biriktirmeyin. Burada güve ve pas onları yiyip bitirir, hırsızlar da girip çalarlar. Bunun yerine kendinize gökte hazineler biriktirin. Orada ne güve ne pas onları yiyip bitirir, ne de hırsızlar girip çalar. Hazineniz neredeyse, yüreğiniz de orada olacaktır.

“Bedenin ışığı gözdür. Gözünüz sağlamsa, bütün bedeniniz aydınlık olur. Gözünüz bozuksa, bütün bedeniniz karanlık olur. Buna göre, içinizdeki ‘ışık’ karanlıksa, ne korkunçtur o karanlık!

“Hiç kimse iki efendiye kulluk edemez. Ya birinden nefret edip öbürünü sever, ya da birine bağlanıp öbürünü hor görür. Siz hem Tanrı’ya, hem de paraya kulluk edemezsiniz.”

 

“Bu nedenle size şunu söylüyorum: ‘Ne yiyip ne içeceğiz?’ diye canınız için, ‘Ne giyeceğiz?’ diye bedeniniz için kaygılanmayın. Can yiyecekten, beden de giyecekten daha önemli değil mi? Gökte uçan kuşlara bakın! Ne eker, ne biçer, ne de ambarlarda yiyecek biriktirirler. Rab yine de onları doyurur. Siz onlardan çok daha değerli değil misiniz? Hangi biriniz kaygılanmakla ömrünü bir anlık uzatabilir? Giyecek konusunda neden kaygılanıyorsunuz? Kır zambaklarının nasıl büyüdüğüne bakın! Ne çalışırlar, ne de iplik eğirirler. Ama size şunu söyleyeyim, bütün görkemine karşın Süleyman bile bunlardan biri gibi giyinmiş değildi. Bugün var olup yarın ocağa atılacak olan kır otunu böyle giydiren Tanrı’nın sizi de giydireceği çok daha kesin değil mi.

 

‘Ne giyeceğiz?’ diyerek kaygılanmayın. Uluslar hep bu şeylerin peşinden giderler. Oysa Rab bütün bunlara gereksinmeniz olduğunu bilir. Siz öncelikle sevginin egemenliğinin ve doğruluğunun ardından gidin, o zaman size bütün bunlar da verilecektir. O halde yarın için kaygılanmayın. Yarının kaygısı yarının olsun. Her günün derdi kendine yeter.”

 

Belli bir neden yok iken ya da olması gerekenin çok üstünde tepki oluşturan, sıkıntı, daralma gibi olumsuz duygularla beraber kalp çarpıntısı, nefes darlığı, ateş basması, terleme ve titreme gibi fiziksel belirtilerle birlikte olup kişinin psikolojisini ve işlevselliğini bozan ruh haline iç çatışma bozukluğu denmektedir.

İç çatışma gerekli ve elzem olan belli bir ölçüyü aştıktan sonra kişinin hayatını ve sağlığını tehdit eder hale gelmektedir. Olması gerekenin çok üstünde şiddet- tepki oluşturan, beklenenden daha uzun süren ve kişinin yaşamını olumsuz etkileyen iç çatışma artık sağlıklı değil sorun haline gelmiş demektir.

 

“Dünya çapında 41 ülkedeki 15-18 yaşları arasındaki gençlerle yapılan bir anket, bugün gençler arasında en başta gelen kaygının iyi bir iş bulmak olduğunu gösterdi.” İkinci sırada ana babanın sağlığı konusundaki kaygı yer alıyordu. Sevdikleri birini kaybetme korkusu da listede üst sıralardaydı.Eğer dertsiz bir yaşam sürdürebilseydik bu hoş olurdu. Fakat eğer kaygı ve endişelerin düşünüşüne hâkim olmasına izin verirsen kendine çok zarar verebilirsin. Sorunları ne kadar çabuk ele alırsan, kaygılardan o kadar çabuk kurtulursun

Kaygı insanı kemirir durur ve yanlış kararlar aldırmada üzerine yoktur. Ya ile başlayan tüm cümleler kaygı cümleleridir. Ya şöyle olursa ya böyle olursa. Ama olmadı veya bırak olsun o zaman bakarsın duruma. Tedbirli davranmak ise tamamen farklıdır. Mesela hava kapalı yağmur yağabilir. Şemsiye alıp dışarıya çıkmalıyım. Kaygı, ya beni evinde ki partiye davet etmezse. Tedbir, davet edilme semde hayat devam edecek.

 

Kaygı, ya uçağımı kaçırırsam. Tedbirli davranmak, trafik veya yol çalışması olabilir erken çıksam fena olmayacaktır. Tedbirli davranmak, oluşan sorunlar üzerinde düşünür ve gerçeklerle uğraşır. Kaygı ise kurmacadır ve olmamış şeyler üzerinde uğraşır. Yıkıcı etkisi yüksektir, tedbir ise yapıcı etkilidir. Kaygılanmamayı seçin ve yol yakınken bu duyguyu beslemeyi bırakın.

 

Sevgiyle kalın. Ve her şeyden önce birbirinizi candan sevin. Çünkü sevgi birçok kötülüğü   örter.

 

  • Etiketler
  • Yorumla
Reklam alanıdır
ÖNE ÇIKANLAR
    Üye Girişi
    • Kullanıcı Adınız
    • Şifreniz